Öğlen
saat 2 de,gün ışığında atmosferden yukarısının simsiyah boşluk olduğunu
düşünmeyiz.Bu dünya bir yerde evren başka bir yerde algısını doğurur.Bu algının
fakrında bile değiliz.Gece olduğunda,İstanbul’da evinin balkonundan gökyüzüne
bakıp 3-5 tane yıldız görüyorsan evrenin bir parçası olduğunu hatırlıyorsun.Tabii,yüksek
binalar,çatılar,antenler izin verirse bakabiliyoruz.
Somut
veya görünür olarak evrenle ilişkimiz olmadığından evrenle arkadaş
değiliz.Hepimiz büyük patlamadan oluştuk.Belki bedenimizin bir parçası başka
bir yaşam küresinde bulunuyordu.Ama evrene sadece evden,uçaktan ya da
teleskopla bakmak yeterli olmuyor.Başka bir gezegene,sisteme gitmek;evrende
bulunduğun konumunu ve ne kattığını görmek,neden var olduğunu bulmak,dünya dışı
yaşamla iletişim kurmak.Kendi konumunu evrende incelediğin de ‘YOK’ gibi bir
şey olduğundur.Aynı zamanda fiziksel olarak küçük olduğunu görsen bile evrende
değerin buna göre yapılmadığını görebilirsin.Belki de evren sana çok ‘BÜYÜK’
olduğunu hatırlatacak.
Evrenin
simsiyah,karanlık,bilinmeyen oluşu.
Kim
uzayda yaşadığının farkındalığı ile yaşıyor?Kim uzayda yaşam var mı sorusunun
abes olduğunu görüyor?Kim uzayın simsiyah,atmosferin nasıl mavi göründüğü
üzerine düşünüyor?(Dünya bir yerde evren başka yerde değil mi?)
Dünyanın
ve insanlığın evrende ki konumuyla ilgili daha farklı bir fikre sahip
olacağımız günlere geliyoruz.Bir zamanlar okyanusun ötesinin uçurum
olduğu,dünyanın öküz boynuzun üzerinde durduğu,dünyanın evrenin merkezi olduğu
inançlarından(yanılgılarından) dünyanın evrende toz zerresi olduğu gerçeğine.Bu
da son olmayacak.Evrende ki konumla ilgili daha farklı bir yorum gelecek.Bu bir
fiziksel yorum olmayacak.İnsanlığın ve diğer gezegenlerin diğerlerine kıyası
bitecek.Fiziksel olarak yok gibi görünmemize rağmen aslında büyük
olduğumuz.Bunu dışarı bakarak görmeyeceğiz.İçimizden gelecek bu anlayış ve
evrenle uyumlu olacak.
Gece
evinin penceresinden gökyüzüne baktığında,gözünün bakış açısıyla görebildiğin
ne varsa onların tümü de evren de bir toz zerresi.
Kim
bilir ne yaşamlar vardır evrende?Yaşadığı gezegenden yıldızlara bakan
varlıklar.Uçan filler,konuşan aslanlar var olabilir mi?Gezegenlerinin yasaları
nedir?
Evrende
bir uygarlıkla akrabalığımız var mı?(Belki de vardır)Bir uygarlıkla iletişim
halinde olmadığımız içinde evren yabancı geliyor.Temas halinde olsak evren
hakkında fikirlerimiz artar.
Tanrı’nın
yarattıklarının en üstünü insan ve devasa evrene baktığında bunun tabii ki
doğru olmadığıdır.Evrene baktığında mantığının sana şunu demesi gerek:’Benden
aşağı ve yukarı uygarlıklar olabilir.’Tanrı insanı en üstün yaratmış,insan
şımarmış.Ama dünyaya baktığında insan üstün bir varlık gibi davranmıyor.Dünya
dışından birileri dünya da ki medeniyeti incelese ilk fikirleri insanların ne
kadar asalak bir topluluk olduğunu görürler.İnsanların çoğu üstün yaratılmış
olduklarına inanırlar.Çünkü bu düşünce kendilerini iyi hissettirir.
Günün
birinde dünya dışılar dünyaya indiğinde bunlar insanların tanrısı olacak.Çünkü
bu Tanrılar kutsal kitapların Tanrısının vaat edipte yerine getirmediklerini
gerçekleştirecekler.Hasta birisine inandığı Tanrısı yanıt vermeyecek,çok
istediği şey olmayacak gibi gibi.İnsanların bu beklentilerine yeni Tanrılar
yanıt verecek.Sonunda bir dine inananların sayısında ciddi düşüş olacak.Dünya
dışı varlıkları görüp inandığı Tanrısına imanı artanlar da olacaktır.Neden iman
artar?İnsan,kendisini bizzat yaratan Tanrısının izlerini evrenin her yerinde görmenin mümkün olması
gerekiyor.Yani evrenin her yerinde yaşamın izlerini görmek.Bunan
inananların iman ettikleri şeyin
gerçekleşmesi Tanrı’ya olan inançlarını artırır.Daha çok Tanrısını değiştiren
insanlar olacak.Neden?Çünkü dine inananların çoğu bu dünyanın bir sınav ve
öldükten sonra ahirete gidecekleri inancından
ziyade dünyada ki yaşamlarında fiziksel ve diğer ihtiyaçlarının
giderilmesi için Tanrı’ya yönelirler.